Su davası

17. June 2009

Bir küresel ısınmadır tutturmuş gidiyor dünya. Doğrusunu yanlışını bilimadamları ( bu arada adam mı kadın mı sorusunu sonra cevaplayacağım) bilir. Ama gerçek şu ki insanlık su kaynaklarını kesinlikle doğru bir şekilde ve israf etmeden kullanmalıdır. Bunu kimse inkar dahi edemez. Eveeet. Suyu idareli kullanmak için neler yapılmalıdır? Şimdi ona gelelim:

  1. Banyo yaparken veya diş fırçalarken suyu israf etmemeliyiz
  2. Arabamızı mümkün oldukça az suyla yıkamalıyız
  3. Bahçe sularken belediye görevlilerine görünmemeliyiz
  4. Halılarımızı evde yıkamak yerine yıkatmalıyız
  5. ...

ayiEkleyecek çok şey var daha. Oldu, güzel, peki...AMA

Benim akıl sır erdiremediğim kendisi küçük ama sonuçları yıkıcı ayrıntılar da var ve bunları herkes görmezden geliyor. Bütün tedbirler "evlerinde yaşayan" insanlardan bekleniyor. Ben az suyla banyo edeyim, tıraş olurken veya diş fırçalarken az su kullanayım. Ama caddelerde refüjlerde su açık unutulsun ortadaki iki metrekarelik çim saatlerce sulansın, öyle mi? Ben halıları evde yıkamayıp halıcıya vereyim. Ben evde yıkadığımda su kullanıyorum da halıcı halıyı ıslak mendille mi siliyor? Arabalarımızı evde yıkarsak su israf ediliyor da oto yıkama servisi arabaları tükürükle mi temizliyor? Ben evde yılda on metreküp suyu israf etmeden kazanabilir miyim çabasına girerken belediye patlayan borunun vanasını kesene kadar yüz metreküp su caddeleri yıkasın.

Acaba diyorum yine bir yerlerde yanlış mı yapılıyor? Taşın altına soka soka sağlam el kalmadı bende.

Türkiye ,

Yer misin yemez misin?

8. May 2009

Almanya’ydı Paris’ti, şunun evi bunun yemeğiydi derken, yok Çin Salatası’ymış, Lübnan Sosu’ymuş diye diye, hem güzelim Türk mutfağı hem de manevi değerlerimiz yavaş yavaş elden gidiyor.

Çocukken babam öğretmişti: yemekten sonra “şükür” etmeyi, annemize “eline sağlık”, babamıza “kesene bereket” demeyi. Öyle büyüdük bizler. Benim gibi yetişti bu milletin çocukları. Biz önümüze her geleni, laf etmeden yemeyi, baş üstüne koymayı, yedikten sonra şükretmeyi öğrendik anamızdan atamızdan. Yere düşen ekmeği alıp öptükten sonra alnımıza koymayı, sofrada edeple oturmayı, yemekten arta kalan ekmek kırıntılarını kuşlara vererek israf etmemeyi. Sofraya oturmadan önce ve sonra el yıkamayı, yemeğe büyüklerden sonra başlamayı ve büyükler kalkmadan sofradan kalkılmaması gerektiğini...

Bir yemek programı furyasıdır gidiyor. Bir hafta onun evinde bir hafta bunun evinde. Mesele sadece yemek tarif etmek olsa, menünün her hafta ve her gün değiştirilmesinden ve farklı yemekler sunulmasından anlayacağım. Ama menüde genellikle, bildiğimiz yemekler. İnanın her rastladığımda hemen değiştiririm kanalı. Ama gözüm, kulağım bazen işin asıl kısmına takılır her insanın yaptığı gibi: dedikoduya, arkadan çekiştirmeye, yalanlara dolanlara. Yüzüne başka arkasından başka konuşmak bir yana, benim asıl dertlendiğim konu, hangi yemek, hangi çorba, hangi salata veya tatlı olursa olsun illa ki ve de illa ki o yemek hakkında atıp tutmak, yemeği adeta beğenmemek yarışına girip, “nimete küfretmeye” alıştırmak. Bu mu öğrendiğimiz? Böyle mi yapılır bizim sofralarımızda?

Artık ne bet kaldı ne bereket. Ye, iç, bıyığını sil, otur, koğuculuk yap. Varsa yoksa eleştir. Nimetin nereden ve nasıl geldiğini sorgulamadan, düşünmeden konuş ve asla şükretme. Bu mudur?

Alın seyredin her şeyi o zaman…

Afiyet Olsun!!!

Türkiye

Nereye Gidiyoruz?

22. April 2009

Geçenlerde, nerede olduğunu hatırlayamadığım bir ortamda, artık ilköğretim birinci sınıflar için bile yaprak testler olduğunu duydum ve şok oldum. Düşünsenize, daha okuma yazma bile bilmeyen çocuğa neyi ve nasıl sorabilirler ki?

Aşağıdakilerden hangisinde "a" harfi vardır?

a) emzik     b) erik   c) terlik     d) salak

İlköğretim birinci sınıf çocuklarına test hazırlayanlar eminim cevabı hemen verebilirler. Ama bence "a" şıkkı da doğru, çünkü o da aşağıda.

Ne diyordum ben? Ha evet. Ne o? Birileri bizim sürekli test çözmemizi istiyor herhalde. İyi çözelim de "neyi ölçmek için?" "Test" kelimesinin aslı İngilizce'de "ölçmek". Hangi bilgiyi adam akıllı veriyoruz da ölçmeye girişiyoruz ki? Altım üstüm arkam önüm sağım solum test, sobe. Okula başla test, bitir test. Üniversiteye girmek için test, ordan çıkmak için test. İşe girmek için test, işyerinde test. Seçenekler hep önümüzde. Birileri hazır seçenekleri bize sunar, bize seçmek düşer. Ama biz hiç sorgulamayız: "kim, neden, nasıl, nerede, ne zaman, ne" yapmış diye... Düşünsenize seçimlerde elimize verdikleri oy pusulaları bile test.

Aşağıdakilerden hangisi sizin beldeye/ilçeye/ile belediye başkanı olsun? Lütfen doğru cevabı "Evet" mührü ile işaretleyiniz.

Restorana oturduğunuzda bile doğru cevabı, pardon yemek istediğinizi bir mönüden seçiyorsunuz.

Aşağıdakilerden hangisinin öğle yemeğinize dahil edilmesi sizce uygundur? Lütfen doğru cevabı garsona bildiriniz.

"Çocuğum senin adın ne?"

"Seçenekleri görebilir miyim?"

Facebook üyesiyim. Uzun bir süredir, milleti bir test merakı aldı gidiyor. Testlerin isimleri bile var.

Testi çözün, hangi tip armutsunuz görün.

Hangi tür otsunuz?

Sizi kavanoza koysak hangi reçel olurdunuz?

Hangi içkisiniz?

Testi çözün, sizden imambayıldı mı iyi olur yoksa yahni mi? öğrenin.

Yahu yapmayın. Akıllının biri kuyuya bir taş atmış, kırk deli çıkarmaya çalışıyor. Biraz kendinize gelin. Her önünüze gelen testi çözmeyin. Sorun, araştırın, öğrenin. Bütün sırlarınızı vermeyin. Ne çare? Çözeceğiz. Alışmışız bir kere.

Soru sormayı unuttuk cevaplaya cevaplaya.

AŞAĞIDAKİLERDEN HANGİSİ BU YAZI HAKKINDAKİ FİKRİNİZDİR?

a) HAKLISIN                        

b) BOŞVER SANA MI KALDI                          

c) HAYIR SAÇMALADIN İYİCE

Eğitim ,

Itrî'yi andık

5. April 2009

Yaşadığı dönemde beş Osmanlı padişahı görmüş, binin üzerindeki bestesinden pek azı günümüze ulaşabilmiş, ama ulaştırabildikleriyle bile dörtyüz yıl öncesinden günümüze hükmedip hala gönüllerde tahtı bulunan büyük bestekâr Itrî için, Afyon Kocatepe Üniversitesi Ahmet Karahisarî Kampusunda bir konser düzenlendi. Sunuculuğunu yapmak fırsatı ve şerefine nail olduğum konseri kardeşim Safiye Gündöner hazırladı. Konser sonrası tebrik edilmek ve takdir toplamak açıkçası ikimizin de hoşuna gitti. Gerçi davet ettiğim arkadaşlardan bir icabet göremedim ama yanımızda olan bütün dostlarımıza ve musikîşinas bütün vatandaşlara teşekkür ediyorum. Seninle de hassaten gurur duyuyorum kardeşim.

Müzik , ,

Güiza Çalışkanmış da Haberimiz Yokmuş

2. April 2009

Dünya Kupası sınavı hazırlığındaki milli takımımız, 1-0 öne geçtiği maçı İspanya'ya 1-2 verdi. Hani Fenerbahçe'li taraftarların sürekli eleştirdiği, "oynayamıyor" dediği Güiza var ya; işte asıl bizi yakan futbolcu. Meğer adam çok çalışkanmış da Fenerbahçe'nin haberi yokmuş. Baksanıza oyuna girdi ve golünü attırdı. Harcadığımız %100'lük iki pozisyonu iyi kullansaydık, Güiza'ya kızıyor olmayacaktım ama bir Fenerbahçe taraftarı olarak artık bu oyuncunun gitmesini istiyorum.

Spor , ,

Teşekkür

26. March 2009

hur Beni, bu yılın 25 Mart’ında yalnız bırakmayan bütün vefalı eş, dost, akraba, arkadaş ve öğrencilerime teşekkür ederim. Yıllar geçtikçe insan hem tecrübe kazanıyor hem de yalan dünyadaki gerçek dostları görüyor. Benim doğum günüm sadece bugün değil, dostlarımın beni hatırlayıp, bir ses vererek, bir gözlerime bakıp selam vererek veya bana türlü şekillerde ulaşıp nabzımı kontrol ettikleri herhangi bir gün. Hepiniz sağolun, var olun. İyi ki varsınız.

Sevgi ve saygılarımla,

Mehmet GÜNDÖNER

 

Not: 25 Mart 1973 tarihinin Hürriyet’i olan resim hediyedenizi.com adlı siteden alındı.

Kişisel