Üniversiteli Olmak-2

Mehmet Gündöner tarafından yayınlanmıştır 24. Aralık 2008 12:05

...derken efendim, sınav sonuçları açıklanır. Hani adayların hepsinin cep telefonu var ya! İşte o yüzden cep telefonu operatörleri "bunları nasıl yolarım"ın cevabını çoktan bulmuş ve iki üç misli kontöre de olsa sınav sonucunu cebe yollar. "İnternet kafe" denilen, ülkemin "modern oyun salonları ve CD (kopyalama) merkezleri", gerçek bir işe yaramanın haklı sevincini az bir karşılıkla da olsa paraya dönüştürürler vee...

İşte iki sonuç: 1- ...Üniversitesi ... Fakültesi ... Bölümüne yerleştirildiniz. (Vay be oğlumla/kızımla gurur duyuyorum. Emeğinin karşılığını aldı.)
                          2- Herhangi bir yükseköğretim kurumuna yerleştirilemediniz. (Yani sınava hazırlayan "hocalarda iş yok"(!))

"Yerleştirilen" programa kaydı yapılır robotun - pardon öğrencinin. Yok yurt bulma telaşı yok evde mi kalsın planları... Kredilere başvurular. Ele geçirilen her form doldurulur.

Neyse...Yine bunların bir önemi yok. Bu yazımda da vurgulamak istediğim; gencin, özgürlüğün tadına erken varmanın sarhoşluğuyla her gün onlarca insanla tanışması. Derken, lisede veya aile yanında-hangi bahaneyle olursa olsun- bastırılmış olan zararlı alışkanlık merakının canlanması. "Yak hele", "burdan yak", ... Nasıl olsa aileden uzak bulunulmaktadır. Kim ne der ki? Özgürce caddelerde, sokaklarda sigara içilir. Sigara alınır ikram edilir vee artık sigara bir alışkanlıktır.

Lisedeki saç uzatma, farklı kıyafetler giyme "yasakları" bunaltmıştır. Mutlaka saç uzatılmalıdır veya kazıtılmalıdır. Liseden kurtulduk ya! Yırtık kot giyilmeli. Markasız tişört veya ayakkabı giyilmez. Her ne kadar bir çift markalı ayakkabı bir hafta geçinecek parayı alıp götürse de, aileye yük olsa da varsın olsun artık üniversiteli genç "özgürdür". Gerçi özgürlük "baba parası"nın miktarı ile aynı orantılıdır ama olsun: artık özgürsünüzdür, "özgür robot". Bu "program" en az dört yıl sürecektir ama robotluktan kurtulmak ve kendi aklıyla ve mantıklı düşünebilmek, gelecek ve meslek kaygısının başladığı son sınıflarda tekrar kazanılır. Çünkü hayat bütün gerçekliğiyle karşılarında durmaktadır.

Bir başka dünyaya girmektir "üniversiteli olmak". Kendi aleminde bir ütopya olmaktan kurtarırsak üniversiteleri, sayısı az ama kaliteli eğitim veren özellikleri ile öğrenci alsalar, öğrenciler "sadece üniversiteli olmak" adına değil, geleceğin "adamı" olmak için çalışsalar, dış dünyadan, ülkeden her türlü haberle ilgilenseler, her türlü yeniliği takip edip yarına tam anlamıyla hazır olsalar...

Yani gencin kendi kendine şekillenmesine izin vermiyoruz. Her ne kadar özgürce hareket ettiklerine inansalar da gençler, dünlerindeki her baskının acısını bugün çıkarmaya çalışıyorlar. Bunun yerine, inanarak ve gerçekliğin farkına vararak kendi geleceklerini şekillendirseler ne kadar mutlu bir Türkiyemiz olurdu.

Sorun ne olursa olsun üniversitelerde okuyan bütün arkadaşlarıma ve onları okutmaya çaba sarfeden anne-babalara sabırlar diliyorum.

Fotoğrafın kaynağı: www.taraflıhaber.com

2 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Afyon | Eğitim | Türkiye

Üniversiteli Olmak

Mehmet Gündöner tarafından yayınlanmıştır 23. Aralık 2008 13:53

Okumak ve büyük adam olmanın yolu üniversiteden geçer. Hangi üniversitenin hangi bölümünden geçeceğinin bu yazımda bir önemi yok. Her liselinin hayalidir "üniversiteye kapağı atmak - pardon "gitmek". Artık lise öğrenimi de dört yıl oldu ya hayaller bir yıl daha gecikecek de olsa yine hayaldir. Umuttur üniversite, özgürlüktür, hesap vermemektir, dinlenmek ve çalışmaların semeresini almaktır. Ve daha neler...

Benim ülkemde üniversiteli olmak bir başkadır. Aile bastırır, çevre bastırır, arkadaşlar bastırır: haydi kazanma da göreyim üniversiteyi. Lisede çok çalışılır, test çözülür, arkadaşlardan gizli saklı farklı kitaplar bulunur ve kimseye çaktırmadan hocalara (öğretmenlere artık öyle deniyor: hani üniversitelerde öyle ya!) karmaşık sorular çözdürülür. Bazen "meraktan: öğrenmek için", bazen de "çalışmıyor denilmesin" diye. Farklı derslerde - yani önemsenmeyen derslerde - her sıranın altında çözülmeyi bekleyen, ama asla tatilden veya televiyondan, bilgisayar oyunlarından feragat edilmese de illa ki okulda ve farklı bir derste çözülmesi gereken konu testleri vardır. Öğrenciler beden eğitimi veya müzik gibi derslere girmezler çünkü bu tip önemsiz (!) dersler özellikle lise son sınıfta yoktur. Ne de olsa artık öğrenci bir "robottur": dinlenmeye veya bedenindeki yorgunluğu deşarj etmesine yarayan bu derslere ihtiyacı yoktur (!). Dersaneye yazılmayanı döverler (!).


"Benim çocuk Binal'e gidiyor hocalar pek iyi". (Zaten kazanınca öğrenci "zekidir", kazanamayınca öğretmenlerde "iş yoktur".)

"Bizim kızı Muğur'a yazdırdım. Bakalım iyi bi yer gelcek artık." (Yeter ki kazansın da arkadaşlara komşulara rezil olmayalım.)

"Ben iki senedir yolleyodum oriye, gazandıramadıla: bu sene başka birine yollecen Allağın izniynen." (Anladım senin çocuk çok "zeki"(!))

"Ben needen ki (ne yapayım) hocam sen bilin: şey deyola, Gocutepe varımış dinciymiş çocukların beynini yıkeyolarımış." (Benim bildiğim "beyin yıkayan, yağlayan" bir dersane yok. Hem telaş etme; olmayan bir şeyi kimse yıkayamaz.)

Anlayacağınız zordur liselinin işi. Bu iş için adeta yatırım yapılır ve işten kâr beklenir. (Öğrenci mal ya (!): öğrenci velisi de yolunacak kaz ya (!) ). Neyse...

"Üniversiteli Olmak-2" başlıklı yazımda gençlerimizin kayıttan sonraki hayatını anlatmaya çalışacağım. Bekleyin...

Fotoğrafın kaynağı: esaritac.blogcu.com

6 kişi tarafından 4.7 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,666667/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Afyon | Eğitim | Türkiye

"Öğretmenler" Gününüz Kutlu Olsun

Mehmet Gündöner tarafından yayınlanmıştır 23. Kasım 2008 23:58

Hayatıma büyük fedakarlık ve emekleriyle yön vermiş ve kişiliğimin şekillenmesinde bana iyi model olmuş olan;

  1. Rasime Karamanlar hanımefendinin (İlkokul Öğretmenim)
  2. Özer Çelik beyefendinin (İngilizce öğretmenim)
  3. Murat Atalay beyefendinin (İngilizce öğretmenim; mekanı cennet olsun duasıyla)
  4. Orhan Gündüz beyefendinin (İngilizce öğretmenim)
  5. Dr. Hayal Köksal hanımefendinin (Kalite liderim)

ve ayrıca diğer öğretmenlerim;

  • Recep Avşar
  • Zakir Akdaş
  • Mahiye Kurtcebe
  • Hatice Şarlak
  • Tekin Lütfi Başer
  • Canan Can
  • Canan Ünlüer
  • Nuran Güngören
  • Tülay Özenç
  • Yaşar Engin
  • Yüksel Yenilmez
  • Kutlu Kaplan
  • Şener Demir
  • İrfan Solmaz
  • Ercan Gazioğlu
  • Fahri Şapçı
  • Şefika Atay
  • Muzaffer Helvacıoğlu
  • Aytül Temel
  • Gülsen Kaynar
  • Servet Tahmaz
ve daha adını hatırlayamadığım ne kadar öğretmenim varsa hepsinin Öğretmenler Gününü ayrı ayrı tebrik eder ellerinden öperim.

1 kişi tarafından 3.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 3/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Eğitim

Yeni !

Mehmet Gündöner tarafından yayınlanmıştır 22. Kasım 2008 18:45

Özellikle İngilizce öğrenmek isteyen öğrencilere kaynak olması amacıyla internette bulunan faydalı bağlantıları listelediğim "Linkler" sayfasına buradan veya üst menüde bulunan "Öğrenci" linkinden ulaşabilirsiniz.

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Dil | Eğitim

Bu da böyle bir ileti!

Mehmet Gündöner tarafından yayınlanmıştır 3. Kasım 2008 00:45

Ben bir İngilizce öğretmeniyim. İngilizce öğretmek demek, İngiliz kültürünü öğrencilere aşılamak demek değildir. Ben Türk oğlu Türk'üm, Türk anne ve babanın çocuğu olmak ve Türk vatanında doğmuş olmak lütuflarından dolayı Allah'a şükreden bir insanım. Ben, karnesinde Türk Dili ve Edebiyatı notu İngilizce'sinden düşük olan öğrenciye karnedeki görüş kısmında uyarı yazan bir öğretmenim. Hiç bir Türk çocuğunun "İngilizce notu Türkçe notundan az olmamalı" diye.Bir memleketi yıkmanın ilk yolu daima "eğitim"den geçer.

Dil öğrenilmez, edinilir, ana dilimiz Türkçe gibi. Bize kimse Türkçe öğretmeye kalkmadı çocukken. Biz onu edindik yani içimize sindirdik. Tıpkı "benliğimize kavuşmak gibi", "kişiliğimizi oluşturmak gibi." Onu kimselerden almadık. Duyduk, bebekken taklit ettik, kullandık ve yaşıyoruz dili: "ben" oluşumuz gibi. İçimizde var o, rüyalarımızda var, korkularımızda var, ilişkilerimizde var, kavgamızda var; biz yaşarken var.

Karganın bir zamanlar, o kadar güzel bir sesi varmış ki duyanlar gıpta edermiş ona. Şimdi insanlar nasıl bülbül sesi duymaktan zevk alıyorsa, kargayı dinlemekten hoşlanırlarmış. Bir gün karga bu ilgiden şımarmış, bıkmış ve sesini değiştirmeye karar vermiş. Önce kanarya, sonra tavus, daha sonra leylek derken taklit etmediği kuş kalmamış. Bir gün kendine gelip uyandığında demiş ki kendine: "Yahu benim aslında bunların hepsinden güzel bir sesim var, neden eskisi gibi ötmeyeyim?" Ama nerde? Unutmuş nasıl öttüğünü. Hatırlayamamış bir zamanlar bütün ormanı büyüleyen sesin nasıl bir ses olduğunu. Takdir edersiniz ki başlamış "gaak, gaaak, ..." diye ötmeye.

"turk (Türk) olmanın göztergesı (göstergesi) dılı (dili) kullanmak diil (değil) bence..."

O zaman "ben" olmanın, "benlik" kavramının göstergesi hiç bir zaman bizim hayatımız, ilişkilerimiz, huyumuz ve karakterimiz değil (!). Boşuna yaşıyoruz (!). 

O zaman "wer gazi, wer cosquyu. nasolsa turquz bız. bisey OLMaz bıze. ne mtlu turqumm DiyeNE"

Aman çocuklar, boşverin taklit edip de özentiyle, dilimizde olmayan harfleri "bizimmiş" gibi kullanmayı". Zaten yeteri kadar düşmanımız var. Aman diyeyim "kargaya döneriz" de kimseler de gelip tutmaz elimizden. 

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: , , , , ,

Dil | Eğitim | Türkiye

Mutluluk ve Yaratıcılık Atölyesi

Mehmet Gündöner tarafından yayınlanmıştır 2. Kasım 2008 23:33

Kalite ve Barış Eğitimi Merkezi ile Sürekli Gelişim Derneği işbirliğiyle başlayacak olan “Atölye” çalışmaları; her yaş grubundan katılımcıya “Bireysel Kalite stratejilerini ve Yaşam Boyu öğrenme ilkelerini” kazandırmaya; “öfkeyle başedip” huzurlu iç, iş ve aile yaşamı oluşturmalarına; yaratıcılık sınırlarını genişletip yaşantılarını yeniden tasarlamalarına; doğru nefes alma, rahatlama ve gevşeme tekniklerini öğrenip ruh ve beden sağlıklarına destek verme amacına yöneliktir. Uzmanlarla birlikte eğlenerek öğrenme odaklı bir atölye çalışmasıdır.Çalışan ve çalışmayan katılımcılara yönelik olmak üzere haftada 1’er gün, 4’er saat olarak ve modüller halinde 10’ar kişilik gruplar halinde gerçekleştirilecektir.

Eğitimciler:

  1. Dr. Hayal KÖKSAL, Dünya kalite lideri ödülüne sahip, kalite, liderlik, proje yönetimi ve eğitim danışmanı
  2. Tülay ÇELLEK, Yaratıcılık ve Tasarım konularında eşsiz çalışmaları olan eğitim danışmanı
  3. Belgin EKİZ, Eğitici Estetisyen

 

Etkinlik, yeterli sayıda katılımcı sağlandığı takdirde ilimiz Afyonkarahisar'da da yapılacaktır.

Atölye hakkında daha ayrıntılı bilgi için;

www.hayalkoksal.com

www.kalbemer.com 

www.sugeder.org 

www.tulaycellek.com

 

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Eğitim | İnsan

Axi halde "watan" we "bayraq" gidecek

Mehmet Gündöner tarafından yayınlanmıştır 1. Kasım 2008 16:41

Genchlerde bir hastalik chikti son yillarDa. İnTeRNetin, Ozellikle "messenger" deniLeN sohbet ProGRamlarinn ve cep tel. operatOrLeriNiN SMS chilginlıgi NeticeSiNde, chocuklarmz ve genchlerimiz DilimiZDe olmayan harfleri - gUya kolaylarına geliyormush - bahanesiyle chok kullanmaya ve kelimeleri kisaltmya basladilar.

Afedersiniz anlaşılmadı herhalde. TÜRKÇE OLARAK BAŞTAN ALIYORUM.

Gençlerde bir hastalık çıktı son yıllarda. İnternetin, özellikle "messenger" denilen sohbet programlarının ve cep telefonu operatörlerinin SMS çılgınlığı neticesinde, çocuklarımız ve gençlerimiz dilimizde olmayan harfleri - güya kolaylarına geliyormuş bahanesiyle - çok kullanmaya ve kelimeleri kkısaltmaya başladılar. Dili yozlaştırmaya, Türkçe'mizin elden neredeyse gitmesine yarayan ve artık yeni neslin "w,q,x" gibi harfleri benimsemesine sebep olan bu işe birilerinin çıkıp da "Dur" demesi gerekiyor. Vatan, millet ve bayrak sevgisinin yanında dil sevgisinin de aşılanması gerektiğine inanan bir İngilizce öğretmeni olarak bu rezalete kendimce "isyan ediyorum". Dili kurtarmak demek, dilimize yıllar önce geçmiş ve artık benimsenmiş Arapça, Farsça veya Osmanlıca kelimeleri atmak ve yerine anlaşılmayan kelimeler uydurmak demek değildir. Bu dili kurtaracaksanız önce düzgün konuşmayı ve yazmayı öğrenin ve öğretin. Ne demek "watan"? Bu kelimenin yerine "yurt" demekte direnenlere sesleniyorum. "Yurt elden gidiyor." Çünkü gençlik dilini unutuyor.

Mustafa Kemal Atatürk'ün iki vecizesiyle yazıma son veriyorum:

"Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, herşeyden evvel Türkiye'nin istikbaline,kendi benliğine, millî an'anelerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir."

"Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen insan, her şeyden önce ve kesinlikle Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz." 

Resmin kaynağı: www.picsandimages.com

 

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: ,

Dil | Eğitim

Dr. Hayal Köksal'dan...

Mehmet Gündöner tarafından yayınlanmıştır 30. Ekim 2008 00:28

5 Mayıs 2007 Pazartesi sabahı saat 10:00'da Yalova Esenköy Hizmetiçi Eğitim Enstitüsünde yukarı kattaki sinemavari konferans salonunda bizlerle tanıştıktan sonra kendisini anlatmaya başlayan ve o ana kadarki meslek hayatımı ne kadar "boş" geçirdiğimi bir şamar gibi yüzüme vurup aynı zamanda adeta bir "Big Bang" gibi bana ve çalışmalarıma hem renk hem hız hem de enerji katan, kendimi sürekli yeni, herşeyin farkında ve zinde tutmamı sağlayan, Dünya Kalite Lideri sayın Dr. Hayal Köksal hanımefendinin, yazılarımdan birine yaptığı yorumu sizlere aynen aktarıyorum.

"SEVGİLİ ARKADAŞLARIM,

YENİLİKÇİ ÖĞRETMENLER PROGRAMINI TÜRKİYE İÇİN LOKALİZE ETMEYE BAŞLADIĞIM 2004 ARALIK AYINDAN BU YANA GÖSTERİLEN GELİŞMELER GERÇEKTEN BENİ ÇOK MUTLU EDİYOR.
ETİK DEĞERLERİN MADDELERİNİ 2002 YILINDA BAŞLAYAN "BİLİŞİMCİ MARTI PROJEM" İÇİN HAZIRLAMIŞ VE UNESCO VE GÜNEY AFRİKA ÇOK BEĞENDİĞİ İÇİN BU PROGRAMA DA YERLEŞTİRMİŞTİM. EĞİTİMLERİNDE BULUNDUĞUM ARKADAŞLARIM ÖZELLİKLE ALINTI(REFERANS)VE VEFAKARLIK (TEŞEKKÜR VE ATATÜRK RESİMLERİ İLE BAYRAK) KONUSUNDA NE KADAR HASSAS OLDUĞUMU BİLİRLER. HER KURALI UYGULAMAYA ÇALIŞAN YÖNETİCİ ARKADAŞLARIN VEFA DUYGUSU KONUSUNDA EKSİK KALDIKLARINA VE KENDİLERİNDEN BAŞLAYARAK BUNDAN BÖYLE ÖZEN GÖSTERMELERİ GEREKTİĞİ İNANCINDAYIM. 2008 FORUMU İÇİN GÖNDERDİĞİM KUTLAMA MESAJIMIN OKUNMAMASI BİLE NE BÜYÜK BİR DELTA NOKTA.
ÜLKEMİZİ TEMSİL EDECEK TÜM YENİLİKÇİ ÖĞRETMENLERE BAŞARI DİLEKLERİMİ GÖNDERİRKEN HEPİNİZE SONSUZ SEVGİ VE SELAMLARIMI SUNARIM."

 

1 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: , , ,

Eğitim | Özel

www.dersplani.com

Mehmet Gündöner tarafından yayınlanmıştır 29. Ekim 2008 12:11

2007 yılının Mayıs ayından bu yana "yenilikçilik" ve "yenilikçi öğretmenlik" konusunda her yere gittim, gezdim, gördüm, yaptım, yazdım...

Yenilikçi ve lider ruhlu arkadaşlarımla, onlarla görüşemesem de sanal bir bağ içindeyiz. Az önce kurduğum bu bağlardan birini sizlerle paylaşmak istiyorum. Şu anda Isparta Merkez Iyaş Selçuklu İlköğretim Okulunda Matematik öğretmeni olan sevgili meslektaşım sayın Raşit Korkmaz'ın internetteki sınıfı. Bu bağlantıya sağ taraftaki "Bağlantılarım" menüsünden de ulaşabilirsiniz.

www.dersplani.com

 

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: , , , , , ,

Eğitim | İnternet | Teknoloji

2009 Bilişimci Martı Projeleri

Mehmet Gündöner tarafından yayınlanmıştır 25. Ekim 2008 23:56
KALBE-MER ve Kalite Okulları Türkiye Merkezi tarafından yürütülmekte olan “Bilişimci Martılar Projeleri altıncı yılına başlıyor.Projenin 2009 yılı sloganı:
“Hayallerinin ötesine geç!”

Proje ilk ve orta dereceli okullara yönelik. Bir akademik yıl boyunca yapılan çalışmalar “Çoklu zeka yaklaşımı” ile farklı şekillerde paylaşıma açılacak.

 

Bunlar:
a- Web sayfası tasarımı,

b- Blog hazırlanması,

c- Vaka sunumu,
 
d. Drama,
 
e- Resim (Resim, heykel, kolaj, poster, vb)
 
f- Müzik ve Dans gösterisi
 
g- Yeni bir paylaşım modeli? (Yaratıcılığınızı kullanın!)
 

Bu yıl ilk kez “anne ve babalar”ın da yer alması beklenen projelerde paylaşım yöntemleri ekiplerin yaratıcılığına kalıyor. Daha fazla bilgi ve başvuru için lütfen; http://www.bilisimcimartilar.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Haber kaynağı ve bilgi için lütfen: www.hayalkoksal.com

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: , , , , ,

Eğitim | Teknoloji

Sayfa 0,015625 saniyede yüklendi.

Powered by BlogEngine.NET 1.4.5.0
Theme by Mads Kristensen

Teşekkürler Eda

 

Üçüncü yazılımız sonrasında gerçekten ileri derecede gayretini gördüğüm ve beni gururlandıran öğrencim

Eda Kübra BARIN'a teşekkür eder başarı ve gayretinin devamını dilerim.

Çocuklarım


“Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, herşeyden evvel Türkiye’nin istikbâline, kendi benliğine, millî an’anelerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzûmu öğretilmelidir.” 

 

Picasa Web Albümüm

Yasal Uyarı

Bu blog benim haricimde hiç kimsenin görüşlerini, paylaşımlarını, amaçlarını, planlarını veya stratejilerini temsil etmez. Yazılarım, aksi belirtilmedikçe kişisel görüşlerimi ifade etmekle birlikte, yapılan alıntılarda - fotoğraf veya görüntü dosyaları dahil- kesinlikle kaynak belirtilmiştir. Yapılan yorumların sorumluluğu tamamen yorum sahibine aittir ve uygunsuz yorumlara yer verilmeyecektir.

© Copyright 2008 mehmetgundoner.com

Yazılarıma Yapılan Yorumlar

Comment RSS