...derken efendim, sınav sonuçları açıklanır. Hani adayların hepsinin cep telefonu var ya! İşte o yüzden cep telefonu operatörleri "bunları nasıl yolarım"ın cevabını çoktan bulmuş ve iki üç misli kontöre de olsa sınav sonucunu cebe yollar. "İnternet kafe" denilen, ülkemin "modern oyun salonları ve CD (kopyalama) merkezleri", gerçek bir işe yaramanın haklı sevincini az bir karşılıkla da olsa paraya dönüştürürler vee...
İşte iki sonuç: 1- ...Üniversitesi ... Fakültesi ... Bölümüne yerleştirildiniz. (Vay be oğlumla/kızımla gurur duyuyorum. Emeğinin karşılığını aldı.)
2- Herhangi bir yükseköğretim kurumuna yerleştirilemediniz. (Yani sınava hazırlayan "hocalarda iş yok"(!))
"Yerleştirilen" programa kaydı yapılır robotun - pardon öğrencinin. Yok yurt bulma telaşı yok evde mi kalsın planları... Kredilere başvurular. Ele geçirilen her form doldurulur.
Neyse...Yine bunların bir önemi yok. Bu yazımda da vurgulamak istediğim; gencin, özgürlüğün tadına erken varmanın sarhoşluğuyla her gün onlarca insanla tanışması. Derken, lisede veya aile yanında-hangi bahaneyle olursa olsun- bastırılmış olan zararlı alışkanlık merakının canlanması. "Yak hele", "burdan yak", ... Nasıl olsa aileden uzak bulunulmaktadır. Kim ne der ki? Özgürce caddelerde, sokaklarda sigara içilir. Sigara alınır ikram edilir vee artık sigara bir alışkanlıktır.
Lisedeki saç uzatma, farklı kıyafetler giyme "yasakları" bunaltmıştır. Mutlaka saç uzatılmalıdır veya kazıtılmalıdır. Liseden kurtulduk ya! Yırtık kot giyilmeli. Markasız tişört veya ayakkabı giyilmez. Her ne kadar bir çift markalı ayakkabı bir hafta geçinecek parayı alıp götürse de, aileye yük olsa da varsın olsun artık üniversiteli genç "özgürdür". Gerçi özgürlük "baba parası"nın miktarı ile aynı orantılıdır ama olsun: artık özgürsünüzdür, "özgür robot". Bu "program" en az dört yıl sürecektir ama robotluktan kurtulmak ve kendi aklıyla ve mantıklı düşünebilmek, gelecek ve meslek kaygısının başladığı son sınıflarda tekrar kazanılır. Çünkü hayat bütün gerçekliğiyle karşılarında durmaktadır.
Bir başka dünyaya girmektir "üniversiteli olmak". Kendi aleminde bir ütopya olmaktan kurtarırsak üniversiteleri, sayısı az ama kaliteli eğitim veren özellikleri ile öğrenci alsalar, öğrenciler "sadece üniversiteli olmak" adına değil, geleceğin "adamı" olmak için çalışsalar, dış dünyadan, ülkeden her türlü haberle ilgilenseler, her türlü yeniliği takip edip yarına tam anlamıyla hazır olsalar...
Yani gencin kendi kendine şekillenmesine izin vermiyoruz. Her ne kadar özgürce hareket ettiklerine inansalar da gençler, dünlerindeki her baskının acısını bugün çıkarmaya çalışıyorlar. Bunun yerine, inanarak ve gerçekliğin farkına vararak kendi geleceklerini şekillendirseler ne kadar mutlu bir Türkiyemiz olurdu.
Sorun ne olursa olsun üniversitelerde okuyan bütün arkadaşlarıma ve onları okutmaya çaba sarfeden anne-babalara sabırlar diliyorum.
Fotoğrafın kaynağı: www.taraflıhaber.com