Üniversiteli Olmak-2

Mehmet Gündöner tarafından yayınlanmıştır 24. Aralık 2008 12:05

...derken efendim, sınav sonuçları açıklanır. Hani adayların hepsinin cep telefonu var ya! İşte o yüzden cep telefonu operatörleri "bunları nasıl yolarım"ın cevabını çoktan bulmuş ve iki üç misli kontöre de olsa sınav sonucunu cebe yollar. "İnternet kafe" denilen, ülkemin "modern oyun salonları ve CD (kopyalama) merkezleri", gerçek bir işe yaramanın haklı sevincini az bir karşılıkla da olsa paraya dönüştürürler vee...

İşte iki sonuç: 1- ...Üniversitesi ... Fakültesi ... Bölümüne yerleştirildiniz. (Vay be oğlumla/kızımla gurur duyuyorum. Emeğinin karşılığını aldı.)
                          2- Herhangi bir yükseköğretim kurumuna yerleştirilemediniz. (Yani sınava hazırlayan "hocalarda iş yok"(!))

"Yerleştirilen" programa kaydı yapılır robotun - pardon öğrencinin. Yok yurt bulma telaşı yok evde mi kalsın planları... Kredilere başvurular. Ele geçirilen her form doldurulur.

Neyse...Yine bunların bir önemi yok. Bu yazımda da vurgulamak istediğim; gencin, özgürlüğün tadına erken varmanın sarhoşluğuyla her gün onlarca insanla tanışması. Derken, lisede veya aile yanında-hangi bahaneyle olursa olsun- bastırılmış olan zararlı alışkanlık merakının canlanması. "Yak hele", "burdan yak", ... Nasıl olsa aileden uzak bulunulmaktadır. Kim ne der ki? Özgürce caddelerde, sokaklarda sigara içilir. Sigara alınır ikram edilir vee artık sigara bir alışkanlıktır.

Lisedeki saç uzatma, farklı kıyafetler giyme "yasakları" bunaltmıştır. Mutlaka saç uzatılmalıdır veya kazıtılmalıdır. Liseden kurtulduk ya! Yırtık kot giyilmeli. Markasız tişört veya ayakkabı giyilmez. Her ne kadar bir çift markalı ayakkabı bir hafta geçinecek parayı alıp götürse de, aileye yük olsa da varsın olsun artık üniversiteli genç "özgürdür". Gerçi özgürlük "baba parası"nın miktarı ile aynı orantılıdır ama olsun: artık özgürsünüzdür, "özgür robot". Bu "program" en az dört yıl sürecektir ama robotluktan kurtulmak ve kendi aklıyla ve mantıklı düşünebilmek, gelecek ve meslek kaygısının başladığı son sınıflarda tekrar kazanılır. Çünkü hayat bütün gerçekliğiyle karşılarında durmaktadır.

Bir başka dünyaya girmektir "üniversiteli olmak". Kendi aleminde bir ütopya olmaktan kurtarırsak üniversiteleri, sayısı az ama kaliteli eğitim veren özellikleri ile öğrenci alsalar, öğrenciler "sadece üniversiteli olmak" adına değil, geleceğin "adamı" olmak için çalışsalar, dış dünyadan, ülkeden her türlü haberle ilgilenseler, her türlü yeniliği takip edip yarına tam anlamıyla hazır olsalar...

Yani gencin kendi kendine şekillenmesine izin vermiyoruz. Her ne kadar özgürce hareket ettiklerine inansalar da gençler, dünlerindeki her baskının acısını bugün çıkarmaya çalışıyorlar. Bunun yerine, inanarak ve gerçekliğin farkına vararak kendi geleceklerini şekillendirseler ne kadar mutlu bir Türkiyemiz olurdu.

Sorun ne olursa olsun üniversitelerde okuyan bütün arkadaşlarıma ve onları okutmaya çaba sarfeden anne-babalara sabırlar diliyorum.

Fotoğrafın kaynağı: www.taraflıhaber.com

2 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Afyon | Eğitim | Türkiye

Üniversiteli Olmak

Mehmet Gündöner tarafından yayınlanmıştır 23. Aralık 2008 13:53

Okumak ve büyük adam olmanın yolu üniversiteden geçer. Hangi üniversitenin hangi bölümünden geçeceğinin bu yazımda bir önemi yok. Her liselinin hayalidir "üniversiteye kapağı atmak - pardon "gitmek". Artık lise öğrenimi de dört yıl oldu ya hayaller bir yıl daha gecikecek de olsa yine hayaldir. Umuttur üniversite, özgürlüktür, hesap vermemektir, dinlenmek ve çalışmaların semeresini almaktır. Ve daha neler...

Benim ülkemde üniversiteli olmak bir başkadır. Aile bastırır, çevre bastırır, arkadaşlar bastırır: haydi kazanma da göreyim üniversiteyi. Lisede çok çalışılır, test çözülür, arkadaşlardan gizli saklı farklı kitaplar bulunur ve kimseye çaktırmadan hocalara (öğretmenlere artık öyle deniyor: hani üniversitelerde öyle ya!) karmaşık sorular çözdürülür. Bazen "meraktan: öğrenmek için", bazen de "çalışmıyor denilmesin" diye. Farklı derslerde - yani önemsenmeyen derslerde - her sıranın altında çözülmeyi bekleyen, ama asla tatilden veya televiyondan, bilgisayar oyunlarından feragat edilmese de illa ki okulda ve farklı bir derste çözülmesi gereken konu testleri vardır. Öğrenciler beden eğitimi veya müzik gibi derslere girmezler çünkü bu tip önemsiz (!) dersler özellikle lise son sınıfta yoktur. Ne de olsa artık öğrenci bir "robottur": dinlenmeye veya bedenindeki yorgunluğu deşarj etmesine yarayan bu derslere ihtiyacı yoktur (!). Dersaneye yazılmayanı döverler (!).


"Benim çocuk Binal'e gidiyor hocalar pek iyi". (Zaten kazanınca öğrenci "zekidir", kazanamayınca öğretmenlerde "iş yoktur".)

"Bizim kızı Muğur'a yazdırdım. Bakalım iyi bi yer gelcek artık." (Yeter ki kazansın da arkadaşlara komşulara rezil olmayalım.)

"Ben iki senedir yolleyodum oriye, gazandıramadıla: bu sene başka birine yollecen Allağın izniynen." (Anladım senin çocuk çok "zeki"(!))

"Ben needen ki (ne yapayım) hocam sen bilin: şey deyola, Gocutepe varımış dinciymiş çocukların beynini yıkeyolarımış." (Benim bildiğim "beyin yıkayan, yağlayan" bir dersane yok. Hem telaş etme; olmayan bir şeyi kimse yıkayamaz.)

Anlayacağınız zordur liselinin işi. Bu iş için adeta yatırım yapılır ve işten kâr beklenir. (Öğrenci mal ya (!): öğrenci velisi de yolunacak kaz ya (!) ). Neyse...

"Üniversiteli Olmak-2" başlıklı yazımda gençlerimizin kayıttan sonraki hayatını anlatmaya çalışacağım. Bekleyin...

Fotoğrafın kaynağı: esaritac.blogcu.com

6 kişi tarafından 4.7 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,666667/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Afyon | Eğitim | Türkiye

Özür Diliyorum

Mehmet Gündöner tarafından yayınlanmıştır 16. Aralık 2008 13:41

Güzel Türkiyem'in bazı "aydın"ları (!) , sözde Ermeni soykırımı yaptıkları için, Osmanlı Devleti adına Ermenilerden özür diliyorlarmış.

Eğer benim, benim atalarımın yaptığı iddia edilen sözde eziyet ve işkenceden dolayı özür dileyen aydınların (!) özür dilemelerinde bir payım varsa;

Asıl "Ben sizlerden özür diliyorum sevgili şehitlerim,sevgili atalarım, bacılarım ve kardeşlerim".

3 kişi tarafından 4.7 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,666667/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: ,

Tarih | Türkiye

1 Aralık 2008'de gökyüzü

Mehmet Gündöner tarafından yayınlanmıştır 1. Aralık 2008 22:34

Amatör bir çekimimi sizinle paylaşmak istedim. Yorum sizin.

Ne Mutlu Türk'üm Diyene! 

 

1 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Türkiye

Soğuk Hava "Dalgası"

Mehmet Gündöner tarafından yayınlanmıştır 27. Kasım 2008 19:26

Ben hayatım boyunca hava durumuna hiç bu kadar önem verildiğini hatırlamam. Artık ana haber bültenlerinin bile vazgeçilmezi olmaya başlayan hava durumu tahminleri ve meteoroloji uyarıları iyiden iyiye sıkmaya başladı. Sanki dünyaya yeni inen uzaylılarmışız gibi, bize yurttaki her bölgenin ayrıntılı hava durumunun verilmesi beni sinir ediyor. Biliyorum. Kimsenin bana hava durumunu hatırlatmasını istemiyorum. Ne bu kardeşim? "Şimdi de yurtta ve dünyada hava". Bana ne? Yahu geçen yıl kış yok muydu? Beş yıl önce yağmur yağmıyor muydu bu memlekete? Hiç heyelan olmadı mı yıllardır? Yollar hiç buzlanmadı mı? Yağmur nedeniyle sele kapılan veya evlerini su basan olmamış mıydı? Yoksa bütün bunlar hiç yoktu da ben bu dünyaya yeni mi geldim?

Hele hele teknolojinin hayatımıza bu kadar girdiği bir dönemde, yani pek çok kimsenin, değil hava tahminlerini, günlük gazetelerini bile internetten takip ettikleri, dünyanın uzaydan görüntüsünü bilgisayarları başında görebildikleri veya bir iş adamının, önündeki dizüstü bilgisayarıyla bilmem nereye mal gönderdiği tır kamyonunun kaç km. hızla gidip hangi caddede olduğunu takip edebildiği bir dönemde, insanlara her akşam "felaket haberi verircesine" hava durumu raporu sunarsanız bu "abesle iştigal" olur.

Sunarsın haberini (tabii kim ne kadar yapabiliyorsa) sonra ertesi günün hava tahminini bildirirsin, kapatırsın konuyu. Ülkede konuşulacak konu kalmamış gibi, yok "havalar donduracak", yok "yine yağmur geliyor", yok "sıcaklık 6 ila 8 derece düşecek"... Donacağız tabii ki kardeşim: kış geldiğinde donulur. Yağmur yağınca ıslanılır. Hava soğuyunca kalın giyecekler giyilir.

Ne bileyim: acaba birileri bizi uyutuyor mu? Bazı haberlerin üstü mü kapatılıyor? Duymamamız ya da duyduktan hemen sonra unutmamız gereken yeni gelişmeler mi var? Ne zaman ülke genelini ilgilendiren önemli bir haber izlesem, ardından biri çıkıp: "aman soğuk havaya dikkat" deyiveriyor; bitti... Ne sinir kaldı, ne tartışacak bir konu, ne de "gelecek için neler yapılabilir?" kaygısı. Varsa yoksa "Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası". 

Allah aşkına söyleyin de bileyim: Birileri bizimle "dalga" mı geçiyor?

 

Resmin kaynağı: www.sirinnar.com.tr

2 kişi tarafından 4.5 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: ,

Türkiye

Bu da böyle bir ileti!

Mehmet Gündöner tarafından yayınlanmıştır 3. Kasım 2008 00:45

Ben bir İngilizce öğretmeniyim. İngilizce öğretmek demek, İngiliz kültürünü öğrencilere aşılamak demek değildir. Ben Türk oğlu Türk'üm, Türk anne ve babanın çocuğu olmak ve Türk vatanında doğmuş olmak lütuflarından dolayı Allah'a şükreden bir insanım. Ben, karnesinde Türk Dili ve Edebiyatı notu İngilizce'sinden düşük olan öğrenciye karnedeki görüş kısmında uyarı yazan bir öğretmenim. Hiç bir Türk çocuğunun "İngilizce notu Türkçe notundan az olmamalı" diye.Bir memleketi yıkmanın ilk yolu daima "eğitim"den geçer.

Dil öğrenilmez, edinilir, ana dilimiz Türkçe gibi. Bize kimse Türkçe öğretmeye kalkmadı çocukken. Biz onu edindik yani içimize sindirdik. Tıpkı "benliğimize kavuşmak gibi", "kişiliğimizi oluşturmak gibi." Onu kimselerden almadık. Duyduk, bebekken taklit ettik, kullandık ve yaşıyoruz dili: "ben" oluşumuz gibi. İçimizde var o, rüyalarımızda var, korkularımızda var, ilişkilerimizde var, kavgamızda var; biz yaşarken var.

Karganın bir zamanlar, o kadar güzel bir sesi varmış ki duyanlar gıpta edermiş ona. Şimdi insanlar nasıl bülbül sesi duymaktan zevk alıyorsa, kargayı dinlemekten hoşlanırlarmış. Bir gün karga bu ilgiden şımarmış, bıkmış ve sesini değiştirmeye karar vermiş. Önce kanarya, sonra tavus, daha sonra leylek derken taklit etmediği kuş kalmamış. Bir gün kendine gelip uyandığında demiş ki kendine: "Yahu benim aslında bunların hepsinden güzel bir sesim var, neden eskisi gibi ötmeyeyim?" Ama nerde? Unutmuş nasıl öttüğünü. Hatırlayamamış bir zamanlar bütün ormanı büyüleyen sesin nasıl bir ses olduğunu. Takdir edersiniz ki başlamış "gaak, gaaak, ..." diye ötmeye.

"turk (Türk) olmanın göztergesı (göstergesi) dılı (dili) kullanmak diil (değil) bence..."

O zaman "ben" olmanın, "benlik" kavramının göstergesi hiç bir zaman bizim hayatımız, ilişkilerimiz, huyumuz ve karakterimiz değil (!). Boşuna yaşıyoruz (!). 

O zaman "wer gazi, wer cosquyu. nasolsa turquz bız. bisey OLMaz bıze. ne mtlu turqumm DiyeNE"

Aman çocuklar, boşverin taklit edip de özentiyle, dilimizde olmayan harfleri "bizimmiş" gibi kullanmayı". Zaten yeteri kadar düşmanımız var. Aman diyeyim "kargaya döneriz" de kimseler de gelip tutmaz elimizden. 

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: , , , , ,

Dil | Eğitim | Türkiye

Fatih Terim hakkında...

Mehmet Gündöner tarafından yayınlanmıştır 29. Ekim 2008 11:33

Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim hakkında Yeni Şafak gazetesi yazarı Osman Tanburacı’nın bıyığına ve annesine küfür ettiği iddiasıyla ‘hakaret’ suçundan TCK’nin 125/1. maddesi gereğince 2 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Terim’in şüpheli olarak alınan ifadesinde, Tanburacı’yı cep telefonundan arayarak neden yanlış beyanat vererek kamuoyu önünde kendisini küçük düşürmeye çalıştığını sorduğunu, şikayetçinin umursamaz cevaplar vermesi üzerine sinirlenerek sövdüğünü söylediği anlatıldı.

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nca da olay tarihi ve saatinde Tanburacı’nın, Terim tarafından arandığının tespit edildiği belirtildi.

Haberin kaynağı: www.internethaber.com

Yorum size ait...

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: ,

Spor | Türkiye

Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun

Mehmet Gündöner tarafından yayınlanmıştır 29. Ekim 2008 00:17

 

"Tarihi yaşadığımız gibi yazdık, fakat geleceği cumhuriyete inananlara,

onu koruyanlara ve yaşatacaklara emanet etmek lazımdır."

Mustafa Kemal Atatürk

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: , ,

Tarih | Türkiye

Haddini Bilmek (?)

Mehmet Gündöner tarafından yayınlanmıştır 23. Ekim 2008 23:59

İşte ben buna karşıyım.

Ben Fenerbahçe hastasıyım ama Galatasarayın zaferine seviniyorum, benim sonucuna sevindiğim maçta kendini bilmez "sözde cimbomlu" bazı insanlar bu pankartı açıyorlar. Pankartta yazan skor doğru: 5-2 ama herkesin "haddini bildiği" bilgisi bence doğru değil. Baksanıza "haddini bilmezler" var.

Yazık be: sizlerden ne Türk olur ne Cimbomlu!

YUH!

 

Fotoğrafın kaynağı: internethaber.com fotoğraf galerisi.

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: ,

Spor | Türkiye

Lanet Olsun!

Mehmet Gündöner tarafından yayınlanmıştır 8. Ekim 2008 12:00

Şemdinli'deki Aktütün Karakoluna yapılan hain baskın neticesinde şehit verdiğimiz 17 vatan evladı için ta Afyonkarahisar'da bir okulda ne yapılabilir diye düşündüm. Büyükler tedbirlerini kendilerince aladursun ben bir sınıf öğretmeni olarak 30 öğrencimin hepsi ile birlikte yakalarımıza siyah kurdela tutturmaya karar verdim.

Belayı def etmek için savaşmak gerek. Savaşamıyorsanız savaşanlara yardım etmeniz gerek. Bunu da yapamıyorsanız belayı başınıza saranlara "buğzetmeniz" yani içinizden de olsa onu kötü bilip belayı Yaradan'a havale etmek gerek. Ne yapalım elimizden bu geliyor.

Biz 9-D sınıfı olarak "Şehitlerimize ağlıyor ve terörü lanetliyoruz". Beni bu konuda destekleyen ve milletine sahip çıkan öğrencilerime teşekkür ediyorum.

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Türkiye

Sayfa 0,015625 saniyede yüklendi.

Powered by BlogEngine.NET 1.4.5.0
Theme by Mads Kristensen

Teşekkürler Eda

 

Üçüncü yazılımız sonrasında gerçekten ileri derecede gayretini gördüğüm ve beni gururlandıran öğrencim

Eda Kübra BARIN'a teşekkür eder başarı ve gayretinin devamını dilerim.

Çocuklarım


“Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, herşeyden evvel Türkiye’nin istikbâline, kendi benliğine, millî an’anelerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzûmu öğretilmelidir.” 

 

Picasa Web Albümüm

Yasal Uyarı

Bu blog benim haricimde hiç kimsenin görüşlerini, paylaşımlarını, amaçlarını, planlarını veya stratejilerini temsil etmez. Yazılarım, aksi belirtilmedikçe kişisel görüşlerimi ifade etmekle birlikte, yapılan alıntılarda - fotoğraf veya görüntü dosyaları dahil- kesinlikle kaynak belirtilmiştir. Yapılan yorumların sorumluluğu tamamen yorum sahibine aittir ve uygunsuz yorumlara yer verilmeyecektir.

© Copyright 2008 mehmetgundoner.com

Yazılarıma Yapılan Yorumlar

Comment RSS